Dövmek Sanattır

0 yorum
dayak atmanin dayanilmaz hafifligi
Karısını keserle dövüp hastanelik eden Konyalı yurttaşımızın hikayesini çoğunuz okumuştur; sanırım kadıncağız kurtarılamadı ve yaşamını yitirdi. Bu dayak işi oldum olası ilgimi çekmiştir. Neden vurur erkek kadına, üstelik keser gibi gayet ilkel ve amaca uygun olmayan bir alet ile? Niye insanımızda estetik ve haz duygusu bu kadar az gelişmiştir?

Oysa dövmek bir sanattır ve zevk için yapıldığında, hele bir de doğru araçlar kullanılırsa size farklı bir dünyanın erotik kapılarını aralar. Diyelim bu Pazartesi günü yorgun argın işten döndünüz, tabii bir işiniz olduğunu varsayıyorum. Eğer yoksa, keseri, baltayı alın ve üç dört saat odun kesin - onlar bu iş için kullanılır, ve biraz yorulun. İşte şimdi havaya girmek üzeresiniz, burnunuzda tütüyor - hayır, zeytinyağlı dolmadan bahsetmiyorum, o tanıdık sıcaklık kasıklarınızdan göğsünüze doğru yükselmekte. Dövmelisiniz, dayak atmazsanız gözünüze uyku girmeyecek! Alın size adres (ing.), en azından yolunu yordamını öğrenmek zahmetine katlanın. Marquis de Sade sizinle gurur duyuyor; küçük bir ihtimal ama neyse.

Janie'yi Hayal Etmek

0 yorum
gotik fantazi
Bilmiyorum, erotik edebiyattan, ya da daha doğru deyişle erotikadan hoşlanır mısınız? Kendine özgü bu yazı türü adeta büyülü bir dünyaya girmek gibidir, hiç çıkmak istemeyebilirsiz; dışardaki hayat bir anda anlamını yitirir, olaylar, haberler, 15. madde, Tayyip'in bıyığı, hocanın sakalı vb olmaları gerektiği yere, hiçliğin kuyusuna doğru tek yönlü yolculuklarına başlarlar.

Ne var ki, her erotika yazarı aynı değildir. Ben kadın yazarları daha etkileyici bulurum. Türün erkek kalemşörlerinin çoğunun tarzı adeta kötü ve kısa porno filmi gibidir; hemen konuya girerler: Kadın emlakçıya ev kiralamak için gider ve komisyoncu "Tam size göre bir yer biliyorum," der. Adamın bu etkileyici konuşması kadını hemen baştan çıkarır, adamın önünde diz çöker ve...

Kadın yazarlarsa farklıdır. Sizi, dışarıdan bakan ve pasif konumda bir seyirci olmaktan çıkarır, olay örgüsünün tam içine sokarlar; hikayenin parçası olursunuz, ister voyör, isterseniz kahramanlardan biri olarak.

Liz'in öyküleriyle 2007 yılında tanıştım. Sitenin adı bile sanki başınızı döndürmek için seçilmişti: You Dream of Janie (kendime not: neden Janie yerine elimde olmaksızın Janice diyorum araştır); orada geçireceğiniz sıradışı dakikaların habercisi gibiydi. Hemen her köşede insanı adeta çimdikleyen, ya da dalıp bir yerlere götüren bir şey vardı (dream a little dream of me). Öyküler arasındaki favorimse Lilith Quotient (18+, ing.) oldu. Bu yarı bilimkurgu, yarı mitolojik hikayeyi bir solukta okudum (kelime oyunlarına dikkat). Henüz tamamlanmamış (kendisine bir ara yazmıştım, tamamlayacağını söylemişti) Lilith'in macerasını seveceksiniz.

İlk düşüncem öyküyü Türkçe'ye çevirmek oldu fakat sonradan vazgeçtim. Kulakları çınlasın, bir arkadaşımız vardı. Bir ara bir boru şirketinin müdürlüğünü yaptı. Tesadüfen telefon konuşmalarını dinleseydiniz, herhalde yüzünüz kızarırdı: boruları indirir, kaldırır, kıvırır, sokar, büker, döşer, yağlar, ucundan tutar, geçirir, yatırır... Sanırım anladınız, listeyi uzatmanın manası yok. Beni çeviriden soğutan da Türkçe'de cinsel içerikli sözcüklere yüklediğimiz aşırı ataerkil ve kaba anlamlar oldu; hikaye kahve muhabbetine dönecekti. Yine de içimde uktedir hala. Ben yapamadım, belki siz yaparsınız (bu kelime oyunu nasıl?).

Görsel: Gothic, OctaviS'ten

Yves Buhar: Heyecan Veren Saat

0 yorum
yves buhar kol saati
Saatinizin kadranında 12 rakam olmasına rağmen yalnızca ikisini kullanıyorsunuz, diğer onu hiç bir işe yaramadan öylesine duruyor. Bu rahatsızlık verici durum bir tasarımcının da dikkatini çekmiş. O da çareyi yalnızca ihtiyaç duyduğunuz rakamları gösteren bir kronograf yaratmakta bulmuş.

Yves Buhar Vue saatinin hikayesi işte böyle; yalnızca şimdiki zamanı gösteren bir araç.

issey miyake saat

O olağanüstü dizaynı olmasa, belki de sonu çöplük olmuş bir çoğu gibi unutulanlar arasında yerini alacaktı. Bu mükemmellik örneğinin yalnızca bir kavram olduğunu sandıysanız yanıldınız, çünkü Seiko tarafından geliştiriliyor ve bu yıl içinde raflarda yerini alacak.

ShinGETsu, P2P BBS

0 yorum
E-insanın cennetten kovulmasına sayılı günler kaldı. Mahşerin dört atlısı, din adamı, politikacı, tüccar üçlüsü ve sokaktaki vasat insan çemberi kapatmak üzere. Bu ve ileriki yazılarda, Yeni Yeryüzü'nde ihtiyaç duyacağınız programları tanıtacağım. Bana lazım olmaz demeyin ve bu seride çıkan bütün kayıtları favoriler, bookmarklar, beğenilenler ya da her neyse onun altında toplayın bir köşede dursun, kullanmayacak olsanız bile; zira, cennetten size ateşi çalacak bir Prometheus olmayabilir.

shingetsu internet relay bbs yazilimi
İlk sırada shinGETsu var. ShinGETsu, P2P (peer to peer) altyapısını kullanan bir BBS (ing.: Bulletin Board System) yazılımı; teknik jargonla söylersek internet relay bbs. Bir tür forum gibi düşünebilirsiniz. En önemli özelliği hosting şirketlerinden sunucu kiralanmasına gerek duymaması. Üç dört arkadaş bilgisayarlarınız yardımıyla, kablosuz ağınızın yettiği mesafede, ki bu mesafe ilginç başka yazılımlar sayesinde oldukça genişleyebilir, gerekirse herhangi bir internet hizmet sağlayıcıya gereksinim duymadan çalışabilme yeteneği olan bir program. Tabii ki hizmet sağlayıcı olmaksızın böyle bir sistemi nasıl kuracağınızı ayrıca inceleyeceğiz.

Gibson'un önceden tespit ettiği gibi, geleceği görmenin yolu Yunanistan'dan değil, Japonya'dan geçiyor; yeni Oracle orada. İhtiyaç duymamanız dileğiyle.

Popüler / Çok Tartışılan Yazılar

0 yorum
Beğendiğim Blogger Eklentileri (widgets) - I

Blogger yani Blogspot'da tuttuğunuz bir günlüğünüz varsa mutlaka öntanımlı olarak gelenlerin dışında eklentiler kullanmak isteyeceksiniz. Bunun için ilk durağınız tabii ki Blogger'in size göstereceği seçenekler olsa da, listelerde olmayan bir çok güzel widget mevcut.

Eğer tartışmanın yoğun olduğu, yani fazla yorum alan bir blog sahibiyseniz, tavsiyem İngilizce adıyla "Popular Posts," popüler / çok tartışılan yazılar eklentisi. Yaptığı iş basit: Yahoo Pipes altyapısının yardımıyla en fazla yorum yapılmış kayıtları yorum sayısıyla beraber size ve okurlarınıza gösteriyor. İzlemeniz gereken adımlar sırasıyla şöyle:

  1. Yeni eklenti, "add widget" kutusuna tıklayın.
  2. Çıkan listeden HTML/Javascript türünü seçin.
  3. Gönlünüze göre bir başlık seçin; örneğin "Çok Tartışılanlar" (ya da daha yaratıcı olun; "sıcak sıcak" veya "ses getirenler" gibi).
  4. Kod kısmı için aşağıdaki bölümü kopyalayıp yapıştırın:

    <script type="text/javascript">
    function pipeCallback(obj) {
    document.write('<ul style="text-transform: capitalize;">');
    var i;
    for (i = 0; i < obj.count ; i++) { var href = "'" + obj.value.items[i].link + "'"; var item = "<li>" + "<a href=" + href + ">" + obj.value.items[i].title + "</a> </li>"; document.write(item); } document.write('</ul>'); } </script> <script src="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?_render=json&_callback=pipeCallback&_id=a7d3195528df5e96181a3d2712266226&url=http%3A%2F%2Fbenimguzelblogum.blogspot.com&num=5" type="text/javascript"> </script>

  5. Blog adresini düzeltin.
  6. Beşten fazla/az kaydın gözükmesini istiyorsanız, kodda num=5 yerine farklı bir sayı yazın.

Fallar Sallar Falcı Bacı

0 yorum
falci baci fal soylamis gorelim ne soylamis
Panda Burcu (4 Ocak - 6 Şubat): Beyaz atlı prensiniz ameliyatla cinsiyet değiştirmeye karar verdi; şansınıza küsün.

Kelebek Burcu (6 Şubat - 11 Mart): Kalbiniz onu görünce pırpır ediyor; hemen bir kardiyoloğa görünün.

Sazan Burcu (12 Mart - 14 Nisan): Sığ sulardan kaçının; av mevsimi başladı.

Suaygırı Burcu (15 Nisan - 17 Mayıs): Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun ama gelin beni dinleyin ve kilo verin.

Karınca Burcu (18 Mayıs - 20 Haziran): Aldığınız ücretle bir yere varmanız mümkün değil; makul hayaller kurun.

Sığır Burcu (21 Haziran - 23 Temmuz): Biraz derlenip toparlanın, çok dağınıksınız.

Serçe Burcu (24 Temmuz - 27 Ağustos): Bugün kendinizi kuş gibi hafif hissedeceksiniz.

Yırtmaç Burcu (28 Ağustos - 30 Ekim): Gün sizin gününüz; doğum kontrolüne dikkat!

Ters Burç (1 Kasım - 3 Ocak): Ne yaparsanız yapın, farketmez. Siz şanssız doğmuşsunuz.

Beşi ıskalar, biri tutar. Gelsin kazlar!

Seks İşçileri Hakları Günü

0 yorum
İlginç günleri kutlamaya olan merakımı sezmiş olabilirsiniz. Bildiğiniz, daha doğrusu bilmediğiniz gibi 3 Mart, Dünya Seks İşçileri Hakları Günü (ing.). İlk kez 2001 yılında Kalküta, Hindistan'da 25.000'den fazla üyesinin katılımıyla Durbar Mahila Samanwaya Committee tarafından kutlanmaya başlandı.

Bir tarihleme hatası yüzünden (benim eşekliğim) iki hafta gecikmeli yayınlanıyor olsa bile yine de Facebook'taki etkinliğe bir gözatabilirsiniz. Haydi, kaldırın kıçınızı. Sakın bana Facebook'ta hayali balıklar beslemek, sanal buğday, arpa, mısır yetiştirmek için bulunduğunuzu söylemeyin; küçümsediğimden değil, tropik balıklar nefis, ekmekse bir harika. Lakin, değişik arkadaşlar edinmek sizin de hakkınız.

Bakire Fiyatları Düşecek

0 yorum
cok ucuza citir bakire kizlar
Henüz 12 yaşındayken, 12.000 lira başlık parasına yiğit bir Anadolu delikanlısına (evet, öküz herif 40 yaşında biliyorum ama delikanlı sözcüğünün anlamı çoktan kaydı) satılan Suriyeli kızın başına gelenleri duymuşsunuzdur; sanırım Posta gazetesindeydi. İşin acı yanı, kızın tekrar ailesine geri verilmesi. Neden? Memleket ekonomisine kastınız mı var? Onikisinde ve bakireyken 12.000 lira eden -o da iki taksitte- o kız artık kaç para eder ki?

Buradan yetkilileri uyarıyorum. Bu hal ve tavırlarınız yerli bakire fiyatlarını olumsuz etkileyecek. Köle tüccarlarını ve sübyancıları cesaretlendiriyorsunuz (evlilik yaşını 14'e çekmek için yoğun bir lobi çalışması yürütmüşlerdi, hatırlarsınız). Sizin yüzünüzden bilumum fakir ülkelerin kızları ülkemize akın edecek ve başlık paraları yerlerde sürünecek, kredine kartına beş on taksit yapılacak. Derhal bir inceleme başlatılsın, gerekirse anti-damping vergisi konulsun ve ithal bakire girişi engellensin. Bakirelerimizin gururuyla, yani fiyatıyla demek istiyorum, kimsenin oynamaya hakkı yok.

Cesaret Treni Bu Duraktan Geçmez

0 yorum
dokunmadan ask olmaz
Bu toprağın insanlarının beceremediği iki şey var:

  1. Sevmek
  2. Dinlenmek
Sevgi anlayışımız hastalıklı, eski deyişle marazi. Bütün aşklarımız platonik, fiziksel temastan yoksun; hayalimizde yarattığımız kişilere aşık oluyoruz. Onu kutsallaştırıyor, daha sonra da hayal kırıklığına uğruyoruz: gerçeği hayalimizdekiyle örtüşmeyince. Halbuki sevgi koklamayla, dokunmayla başlar. Ama ikisi de ayıptır, günahtır. Ülke, erkeğin kalbine giden yolun midesinden geçtiğine inanan kadınlar, annesinin babasıyla yattığının farkında olmayan erkeklerle doludur.

Dinlenmeyi de beceremeyiz. Eşek gibi çalışmak, alınteri dökmek, emek vb hakkında laf çoktur. Yine de dinlenmekten çok kaytarmayı biliriz. Tatilde ikircikliyizdir. "Satmışım anasını" deyip kurtlarımızı dökmek ne zor gelir bize. Davranışlarımızı kimsenin akılcı bir tanımını yapamayacağı toplumsal bir idea belirler. Yaftalar için savaşırken birey yok olur gider. Şairin dediği gibi:

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin 

Ataol Behramoğlu "Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var" şiirinde (Ayfer'e teşekkürler) dokunmuş konuya. Ya siz? Boşa kürek mi çekiyorsunuz, yoksa bir şey öğrendiniz mi? Dersimi aldım mı diyorsunuz, peki hiç uyguladınız mı? Cesaret trenini beklemekten yorulmadınız mı?

Sexsexsexsexsexsex.com ya da David ile Fatima

0 yorum
Memleketin sekse olan açlığı malum, siz de bu talebi değerlendirmek istiyorsunuz. Belki elinizde cezbedici, tahrik edici içerik var, belki de sağdan soldan arakladığınız kliplerden oluşan arşiviniz. Madem öyle bir site kurayım dediniz, o da ne? sex.com adı alınmış, sexsex.com çoktan gitmiş, sexsexsex.com kapanın elinde kalmış, sexsexsexsex.com tapulanmış, sexsexsexsexsex.com satılık ama almaya gücünüz elvermiyor, yani cüzdanınız biraz ince. Eh, bir de sexsexsexsexsexsex.com'u deneyin; kısmet, şansınız yaver gider, kim bilir?

Arama motoruna "se" girince gördüklerim beni şaşırttı, doğrusu. Bugüne kadar hiç ama hiç "sex" diye bir sorgu kullanmadım; pornodan ya da cinsel içerikten hoşlanmadığımdan değil, aksine severim. Yalnızca gözattığım yerler biraz farklıdır. Haydi mütevaziliği bırakayım, nereye bakılacağını bilirim. Diyelim seks diye bir sorgu yazdınız, oldu bir kere ama "sexsexsexsexsexsex.com" nedir, a canım kardeşim?

Şaka bir yana, anılan site başka bir adrese yönlendiriliyor (deneyin, ratmovies.com) ve ABC'nin modern bir Romeo Jüliet diye tanımladığı, İsrail, İran ve Dubai'de yasaklanan David and Fatima (ing.) isimli, çağdaş bir aşk hikayesi filmi var. Yine aileler savaşta ve düşman kamplardan, İsrailli ve Arap iki genç birbirine aşık. Shakespeare'den 400 yıl sonra bile...

Dağıtım şirketinin seçtiği pazarlama yöntemini beğendiğimi pek söyleyemem. Arama motoruna bu sözcüğü girenlerin dramatik aşk öyküleriyle ilgileneceklerini varsaymak biraz zor. Ayrıca tüketiciyi yanılttığını da vurgulamak gerek.

Eğer bu muhteşem sorguyla filmi aradıysanız 10 puan, değilse 0, sıfır, nada.

Hizmette Süreklilik Esastır

0 yorum
gecici olarak hizmet disi
En olumsuz koşullarda bile hizmeti aksatmamak, müşteriyi geri çevirmemek hangi işi yaparsanız yapın önemli. Yaratıcı insanlara bayılıyorum. Caner'e teşekkürler.

Milli Manevi Değerlere Aykırı Blog

0 yorum
Bu günlükteki yazıların çoğu RÜT-TÜK, Sansür Dairesi ve Peygamberlik İşleri'nce tanımlandığı şekliyle milli manevi değerlere uygun değildir. Bu değerler hakkında ayrıntılı bilgi isteyenler, anılan kurumlardan bedeli mukabili "Milli Manevi Değerler Cep Kılavuzu" adlı kitabı edinebilirler.

Her ne kadar bu aykırılık benim için su kadar doğal ise de, kimilerini rahatsız etmesi kaçınılmaz. Bunun önüne geçebilmek ve vatandaşı erken uyarabilmek için "Mili Manevi Değerlere Aykırı Bloglar" hareketini başlatıyor, ve benim gibi sapkın konulara değinen arkadaşlara aşağıdaki düğmeyi kullanmalarını öneriyorum; ne de olsa çocukları ve bayanları korumalıyız, değil mi?

<div style="height: 23px; width: 88px; background: #c00; text-align: center;">
<a href="http://eylemebeni.blogspot.com/2010/03/milli-manevi-degerlere-aykiri-blog.html" style="color: #fff; text-decoration: none;">m.m.d <b><em style="color: cyan;">.A.</em></b> b.</a>
</div>


Kodu kopyalayıp, günlüğünüzün uygun bir yerine yapıştırın, sonra yorum kısmına blog adresinizi bırakın.

Yine Aldatıldık Watson

0 yorum
Milletçe talih oyunlarına dadandığımız bu günlerde, matematik, mantık ve olasılıkla ilgili bilgilerimizi tazelemekte fayda var. Aslında tazelemek sözcüğü burada pek doğru durmuyor; en azından kitabı okuduğum için bunu itiraf ediyorum, zira kendimizden emin şekilde ve sağduyuya uygun çoğu şeyin nasıl hatalı olduğunu bize eğlendirerek anlatıyor Colin Bruce.

Kitapta Watson biziz. Sherlock Holmes ise bizi doğru sandığımız yanlışlardan, tuzaklardan koruyan sivri zekalı dedektif. Beynindeki gri hücreleri bizi ihtimal hesaplarının inceliklerini öğretmekte kullanıyor. Konular o kadar yalın anlatılmış ki buna matematik kitabı demek haksızlık. Lakin kandırılmamak, hatta dolandırılmamak için Watson'un gittiği yollardan, onun adımlarını izlememiz gerekiyor. Eserin Türkçe'ye çevrildiğini biliyorum, yine de özgün dilinden (ing.) okumak isteyebilirsiniz.

Türk Tütününün Absürd Yolculuğu

0 yorum
Badem bıyıklı hükümetimizin sigaraya karşı tutumu malum; gerçi onlar keyif ve zevk veren herşeye karşılar ama konumuz o değil. Viyana kapılarından gerisin geri döndüğümüz günden beri kendi kendimizi yağmalıyoruz. Sistem şöyle işliyor:

Üretim, imalat, tasarım zor iş. Öğrenmeniz, çalışmanız, çabalamanız, ter dökmeniz gerek. Talansa öyle değil; iktidara gelmeniz yeterli: Salarsınız harcı vergiyi, canınız kime istiyorsa ona aktarırsınız. Tütün ürünlerinde de böyle. Toplam vergi gelirlerinin %10'u yalnızca sigaradan geliyor ve toplanan parayla birileri ayaklarını bedava yıkıyor.

Yanlış anlaşılmasın: sigaranın fiyatıyla sorunum yok, ama madem haracı ben ödüyorum, nasıl harcanacağında da söz hakkım olmalı diye düşünüyorum. Demokrasiyi çoğu insan gibi kıçından anlamamışsanız, kuvvetler ayrılığı ilkesinin burada da geçerli olduğunu çabucak görürsünüz.

Arkeolojik Teoriler Göbekli Tepe'de Çöküyor

0 yorum
gobekli tepe urfa mo 11500 tapinak kalintilari

Darbe günlükleri ve boş şişelerin kakafonisi arasında, belki de insanlık tarihinin yeniden yazılmasına yolaçacak Göbekli Tepe, Urfa'da, Harran ovasının batısı, Suriye sınırının 30 km kuzeyinde keşfedilen kalıntılar güme gitti, gidiyor. Karbon tarihleme milattan önce 11500 yılını işaret etmekte.

Alman arkeolog Schmidt başkanlığındaki kazılar, Büyük Piramit'ten 7000, Stonehenge'den 6000 yıl ince yapılmış tapınakların enkazını (ing.) yavaş yavaş ortaya çıkarırken, belli başlı arkeolojik teorileri de şiddetle sallayacak gibi.

Hasbelkader arkeoloji dersi almışsanız, bilirsiniz: MÖ 11500'de Taş Çağı dediğimiz, Pleistosen ve Mezolitik dönemin hemen sonrası, Neolitik dönemin tam başlangıcı yaşanmakta. Avcı-toplayıcı atalarımız çakmaktaşından devşirdikleri ok uçlarının yardımıyla yabani yaratıkları avlıyorlar. Tarım muhtemelen yok, ama bulunan kalıntılar gibi sofistike binaların yapımı hiç yok; ya da öyle anlatılırdı.

Easter Adası'ndaki monolitleri aratmayacak T-şeklinde sütunlar birer birer günışığına çıkarken, Klaus Schmidt'in cüretkar tezi de kulaklarımızda çınlıyor:

İlk insanı toplu yerleşimler kurmaya iten dürtü tapınma ihtiyacıydı. Tapınakların inşası ve bakımı, onları tahıl ve evcil hayvanlar gibi sürekli gıda kaynaklarını aramaya itti; ve yeni yaşam tarzlarını koruyabilmek için yerleşik düzene geçtiler. Şehri tapınak başlattı.

Bugün tarih yeniden yazılıyor, ama kimileri için herşey aynı tas, aynı hamam. Mutlaktan sakının.

YouTube Videolarında Zamanı Kontrol

0 yorum
Diyelim arkadaşınızın görmesini istediğiniz bir YouTube videosu var, ama ya video çok uzun, ya da asıl izlemesini istediğiniz bölümü kaçıracağından korkuyorsunuz (Sakın erişim yasak, giremiyorum falan demeyin. Halam bile -kendisi 85 yaşında, "Evladım ayarla şu yutupu, bana bir iki Müzeyyen Senar buluver" diyip işini halletmekte). Yapmanız gereken, arzuladığınız karenin dakika ve saniyesini not almak.

Varsayalım, yollayacağınız video linki şu:

http://www.youtube.com/watch?v=BmN3ELvsdjs

6 dakika 31 saniyelik bu videonun ilgilendiğiniz kısmı 3. dk 20. sn'de başlıyorsa, bağlantıyı şu şekilde değiştirmeniz linke tıklayanın filmin o anına gitmesini sağlayacak:

http://www.youtube.com/watch?v=BmN3ELvsdjs#t=03m20s

Benzer yöntemi gömülü (embedded) videolarınızda da kullanabilirsiniz, yalnız buradaki "start" parametresi yalnız saniye cinsinden veri kabul ediyor. Bu yüzden (3*60)+20=200 saniye ekleyeceğiz (koyu renkli):

<object width="480" height="295"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/BmN3ELvsdjs&hl=en_US&fs=1&start=200"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/BmN3ELvsdjs&hl=en_US&fs=1&start=200" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="295"></embed></object>

Alıntı: Matt Cutts

Yüzünü Yalayabilir miyim Facebook?

0 yorum
Herşey The Wall Street Journal editörlerinden Zach Seward'ın da aralarında olduğu, sayıları henüz bilinmeyen kişinin Facebook hesaplarının ilgisiz mesajlarla dolmasıyla başladı. Geçen Çarşamba günü, Facebook sunucuları kimbilir kaç mesaj ve sohbet (Türkçe bilmeyenler için: chat, İngilizce bilmeyenler için: çet) yazışmasını yanlış adreslere yönlendirdi.

WSJ hafif ciddi bir kuruluş olduğundan, "tarlana tohum ekmek için sabırsızlandığımı bilmeni istiyorum" (Aşk Çiftliği uygulamasından) gibi oldukça masumane görünenleri yayımlayabildi.

Ve fakat, kader ağlarını örmüştü; Facebook'un yeni devreye soktuğu über mükemmel posta sisteminin gazabına uğrayan yalnız Seward değildi (örneğin Sports Illustrated muhabiri Pablo Torre). Üstelik, ciddi finansal, ekonomik ve parasal işlerle de uğraşmıyorlardı. Hatta, en az benim kadar utanmaz olduklarını söylemek pekala mümkündü.

Göründüğün Gibi Ol, Olduğun Gibi Görün

0 yorum
aciksozlu haiti firsatcisi

Dürüstlük güzel şey, arkadaş! Bana kurbanlarınızı namınıza Venezuela'da ucuza keselim kampanyalarını anımsattı.
Haiti'ye yardım (ing.)

iPad Tampon, Apple'dan

0 yorum
ipad apple kadin pedi

Steve Jobs'u hepimiz tanırız; Apple Bilgisayar'ın CEOsu, pazarlama dehası, guru, büyük üstad, vb. Üç liralık şeyi allayıp pullayıp iPod, iPhone, iMac (yenmez) gibi markalarla 13 liraya satmayı başaran adam. Büyük Hacker Baskını'ndan ortağı Steve Wozniak'la beraber paçayı sıyırıp hayallerini kısmen de olsa gerçekleştiren mesih. Merdiven altı blue box imalatı ve satışından zirveye yolculuk.

Bazı hınzırlar düşünmüş, taşınmış, acaba Jobs kadın pedi yada bağı, veya ingilizce denildiği şekliyle tampon satsa ne olurdu diye merak etmişler. Hijyenik kadın ürünlerinde devrim yaratacak, o özel ve sıkıntılı günlerde bıyık altından (cuk oturdu) gülümsetecek sonuç böylece ortaya çıkmış:

iPad. Tampon gibi. Sadece daha pahalı.

2010 Çin Fener Festivali

0 yorum
2010 cin fener festivali ejderha gemi

Ay takvimine göre düzenlenen Çin yeniyılının ilk dolunayı dündü ve her zamanki gibi kapanış onuru Fener Festivali'nindi. Belki de dünyanın en mütevazi insanlarının, Kaplan yılının ilk 15 gününü sanki kuşatma altındaymış (patlayan havai fişekler, kapalı dükkanlar) gibi yaşamasına neden olan eğlenceli keşmekeş ne yazık ki bitti; ağızlarda o leziz tangyuanların (doğal olarak pirinçten yapılıyor) tadını bırakarak.

Fener Festivali binlerce yıldır kutlanıyor ama neden fener? Rivayet muhtelif olsa da göze batanlar şunlar:

Taiyi namlı cennet tanrısına tapınmak. Efsaneye göre Qin Hanedanı'yla birlikte imparatorlar, bu sevimli tanrıyı mutlu etmek ve sel, kıtlık, salgın hastalıklar ve hatta ejderhalardan korunmak için kutlamalar düzenlemeye başlamışlar.

İyi talih tanrısı Tianguan'ın doğum günü. Tianguan eğlenceyi severmiş. Bu yüzden insanlar fenerlerle onu mutlu etmeye çalışmış; tabii karşılığında da iyi şans ummuşlar.

Başka hikayeler de mevcut. Hangisine inanacağınızsa kişisel tercihiniz. Benim favorim Cennet'te ikamet eden Yeşim İmparator'un kandırılmasıyla ilgili olanı. Söylence bu ya, bir gün köylüler yanlışlıkla İmparator'un en sevdiği kuşu avlamışlar. Buna çok sinirlenen Tanrı, köyün ateşten bir fırtınayla yokedilmesini emretmiş. Ulu Yeşim'in kızı bunu duymuş ve haberi köylülere yetiştirmiş. Köyün bilgesi köy yerine kırmızı fenerler astırmış, büyük ateşler yaktırmış ve havai fişekler patlattırmış. Yeşim'in askerleri köyü yok etmeye geldiklerinde çoktan yanıp kül olduğunu sanıp geri dönmüşler. O günden beri her yıl, Tanrı'nın aldatılması şerefine fener alayları düzenlenir olmuş.

Çin'e niyetiniz tatil için gitmekse, bunu görkemli fener alaylarının düzenlendiği bu özel güne denk getirmeniz şart. Ejderhalar, kayıklar, gemiler, balonlar, ne ararsanız var. Eğer bu ışık cümbüşüne fotoğraf makineniz ya da video kameranız olmadan gitmişseniz, temiz bir dayağı haketmişsiniz demektir.

Kocamı Nasıl Baştan Çıkarabilirim?

19 yorum
kocam bana ilgi duymuyor

Kısa cevap: Çıkaramazsınız.

Uzun cevap: Bu meşum sorunun internete giren çıkan kadınlarca sık sorulduğunu tesbit etmiştik. Bir kadının cinsel yaşamında mutlu değilken evliliğini şu veya bu sebeple sürdürmesi çok üzücü, ama çareyi web sayfalarında aramak? Bunun hakkını verecek sıfat bulmak zor. Madem ki "kocamı nasıl baştan çıkarabilirim?", "onu nasıl mutlu ederim?" benzeri sorular mevcut, cevapları da olmak zorunda.

İlk akla gelen çare bir psikoloğa danışmak veya beraberce terapi görmek gibi görünebilir; ne de olsa yabancı TV dizilerinde böyle oluyor. Ama kısa bir analiz size bu çabanın beyhude olduğu gösterir. Zira problem psikolojik değil kültüreldir. İşin tuhaf yanı bu hem hasta (kocanız), hem de doktorunuz için geçerlidir.

Sevgili ülkemizde ruh hekimleri Batı kaynaklı kitaplarla eğitilirler. Söz konusu eserlerdeki görüşler cinselliğin bize göre nisbeten doğal karşılandığı memleketlerde araştırmalarla desteklenmiştir; yani o ülkeler ve o kültürün insanları için teşhis ve tedavi doğrudur. Örneğin tecavüzü ele alalım (konuyla ilişkilendireceğim, sabırlı olun). Bu kitaplar özetle şunu söyler:

Değişik tecavüzcüler değişik nedenlerle tecavüz ederler, ve farklı zamanlarda farklı saikler söz konusu olabilir (Muehlenhard, Danoff-Burg, and Powch 1996). Tek bir teori hepsini açıklamaz. Evlilik içi ve dışı tecavüzlerde yanlış bilinen ve yaygın mitler (ing.) şunlardır:

  • Adam erkekliğini kanıtlamak için seks yapmalıdır.
  • Kadın hayır dediğinde aslında evet demek istiyordur, dolayısıyla kulak tıkanabilir.
  • Kadın oynaşıyorsa (öpüşmek, okşamak gibi) ilişkiden kaçamaz.
  • Kocayla karı arasındaki mesele kimseyi ilgilendirmez.
  • Erkek evin direğidir.

Bunlar tecavüze yol açabilecek inanışlardır (Burt 1991). Tecavüz seksle değil şiddet, güç ve hükmetmeyle alakalıdır (buraya dikkat).

Psikolog adayları bu ve benzerlerini öğrenir; cinsellik ise mutluluk, haz ve üreme için vardır. İşte sıkıntı da tam bu noktada başlar (hem hekim hem hasta için).

Cinsellik ortalama Türk erkeği için ne ifade eder? Gelin iyice düşünelim. Üreme kısmını geçersek mutluluk ve haz için mi yapılır? Yoksa şu faktörler daha mı ağır basar?

  • Ceza ve intikam: Nefret ettiği birini cezalandırmanın en güzel yolu onunla ilişkili kadınlarla yatmak (kirletmek) değil midir? Töre cinayetlerini düşünün.
  • Hakaret: Ananı, bacını .ikerim.
  • Hükümranlık: Bizzat eylem için kullanılan fiilin kendisi çarpıktır; beraberce yapılan bir şeyi değil, erkeğin kadına yaptığını ifade eder. Bu yüzden bekaret önemlidir; ikinci el malı kimse istemez.
  • Mülkiyet: Seks kadının erkeğin mülkü olduğunu tescil eder ve bu tescil daima geçerlidir. Ülkemizde boşanmış kadınların bir erkekle konuştu diye sokak ortasında kurşunlanmasının sebebi budur.

Dikkatli olanların gözünden kaçmamıştır: Bizzat seksin kendisi psikoloji kitaplarında tecavüz için anlatılanlarla örtüşür. Ortada mutluluk, haz, keyif, zevk, paylaşmak gibi kavramların esamesi bile okunmaz.

Şimdi asıl konu: Seksten bunu anlayan bir adamı nasıl baştan çıkarırsınız? Aklıma bir iki fikir gelse de işin ucunda sizi ateşe atmak var; ölebilirsiniz. Gelin, bu sevdadan vazgeçin. Kocanız size ilgi duymuyor mu? Boşanın ve izinizi kaybettirin (kaybolmak önemli, sakın atlamayın).