Karısını keserle dövüp hastanelik eden Konyalı yurttaşımızın hikayesini çoğunuz okumuştur; sanırım kadıncağız kurtarılamadı ve yaşamını yitirdi. Bu dayak işi oldum olası ilgimi çekmiştir. Neden vurur erkek kadına, üstelik keser gibi gayet ilkel ve amaca uygun olmayan bir alet ile? Niye insanımızda estetik ve haz duygusu bu kadar az gelişmiştir?
Oysa dövmek bir sanattır ve zevk için yapıldığında, hele bir de doğru araçlar kullanılırsa size farklı bir dünyanın erotik kapılarını aralar. Diyelim bu Pazartesi günü yorgun argın işten döndünüz, tabii bir işiniz olduğunu varsayıyorum. Eğer yoksa, keseri, baltayı alın ve üç dört saat odun kesin - onlar bu iş için kullanılır, ve biraz yorulun. İşte şimdi havaya girmek üzeresiniz, burnunuzda tütüyor - hayır, zeytinyağlı dolmadan bahsetmiyorum, o tanıdık sıcaklık kasıklarınızdan göğsünüze doğru yükselmekte. Dövmelisiniz, dayak atmazsanız gözünüze uyku girmeyecek! Alın size adres (ing.), en azından yolunu yordamını öğrenmek zahmetine katlanın. Marquis de Sade sizinle gurur duyuyor; küçük bir ihtimal ama neyse.
Janie'yi Hayal Etmek
Bilmiyorum, erotik edebiyattan, ya da daha doğru deyişle erotikadan hoşlanır mısınız? Kendine özgü bu yazı türü adeta büyülü bir dünyaya girmek gibidir, hiç çıkmak istemeyebilirsiz; dışardaki hayat bir anda anlamını yitirir, olaylar, haberler, 15. madde, Tayyip'in bıyığı, hocanın sakalı vb olmaları gerektiği yere, hiçliğin kuyusuna doğru tek yönlü yolculuklarına başlarlar.
Ne var ki, her erotika yazarı aynı değildir. Ben kadın yazarları daha etkileyici bulurum. Türün erkek kalemşörlerinin çoğunun tarzı adeta kötü ve kısa porno filmi gibidir; hemen konuya girerler: Kadın emlakçıya ev kiralamak için gider ve komisyoncu "Tam size göre bir yer biliyorum," der. Adamın bu etkileyici konuşması kadını hemen baştan çıkarır, adamın önünde diz çöker ve...
Kadın yazarlarsa farklıdır. Sizi, dışarıdan bakan ve pasif konumda bir seyirci olmaktan çıkarır, olay örgüsünün tam içine sokarlar; hikayenin parçası olursunuz, ister voyör, isterseniz kahramanlardan biri olarak.
Liz'in öyküleriyle 2007 yılında tanıştım. Sitenin adı bile sanki başınızı döndürmek için seçilmişti: You Dream of Janie (kendime not: neden Janie yerine elimde olmaksızın Janice diyorum araştır); orada geçireceğiniz sıradışı dakikaların habercisi gibiydi. Hemen her köşede insanı adeta çimdikleyen, ya da dalıp bir yerlere götüren bir şey vardı (dream a little dream of me). Öyküler arasındaki favorimse Lilith Quotient (18+, ing.) oldu. Bu yarı bilimkurgu, yarı mitolojik hikayeyi bir solukta okudum (kelime oyunlarına dikkat). Henüz tamamlanmamış (kendisine bir ara yazmıştım, tamamlayacağını söylemişti) Lilith'in macerasını seveceksiniz.
İlk düşüncem öyküyü Türkçe'ye çevirmek oldu fakat sonradan vazgeçtim. Kulakları çınlasın, bir arkadaşımız vardı. Bir ara bir boru şirketinin müdürlüğünü yaptı. Tesadüfen telefon konuşmalarını dinleseydiniz, herhalde yüzünüz kızarırdı: boruları indirir, kaldırır, kıvırır, sokar, büker, döşer, yağlar, ucundan tutar, geçirir, yatırır... Sanırım anladınız, listeyi uzatmanın manası yok. Beni çeviriden soğutan da Türkçe'de cinsel içerikli sözcüklere yüklediğimiz aşırı ataerkil ve kaba anlamlar oldu; hikaye kahve muhabbetine dönecekti. Yine de içimde uktedir hala. Ben yapamadım, belki siz yaparsınız (bu kelime oyunu nasıl?).
Görsel: Gothic, OctaviS'ten
Ne var ki, her erotika yazarı aynı değildir. Ben kadın yazarları daha etkileyici bulurum. Türün erkek kalemşörlerinin çoğunun tarzı adeta kötü ve kısa porno filmi gibidir; hemen konuya girerler: Kadın emlakçıya ev kiralamak için gider ve komisyoncu "Tam size göre bir yer biliyorum," der. Adamın bu etkileyici konuşması kadını hemen baştan çıkarır, adamın önünde diz çöker ve...
Kadın yazarlarsa farklıdır. Sizi, dışarıdan bakan ve pasif konumda bir seyirci olmaktan çıkarır, olay örgüsünün tam içine sokarlar; hikayenin parçası olursunuz, ister voyör, isterseniz kahramanlardan biri olarak.
Liz'in öyküleriyle 2007 yılında tanıştım. Sitenin adı bile sanki başınızı döndürmek için seçilmişti: You Dream of Janie (kendime not: neden Janie yerine elimde olmaksızın Janice diyorum araştır); orada geçireceğiniz sıradışı dakikaların habercisi gibiydi. Hemen her köşede insanı adeta çimdikleyen, ya da dalıp bir yerlere götüren bir şey vardı (dream a little dream of me). Öyküler arasındaki favorimse Lilith Quotient (18+, ing.) oldu. Bu yarı bilimkurgu, yarı mitolojik hikayeyi bir solukta okudum (kelime oyunlarına dikkat). Henüz tamamlanmamış (kendisine bir ara yazmıştım, tamamlayacağını söylemişti) Lilith'in macerasını seveceksiniz.
İlk düşüncem öyküyü Türkçe'ye çevirmek oldu fakat sonradan vazgeçtim. Kulakları çınlasın, bir arkadaşımız vardı. Bir ara bir boru şirketinin müdürlüğünü yaptı. Tesadüfen telefon konuşmalarını dinleseydiniz, herhalde yüzünüz kızarırdı: boruları indirir, kaldırır, kıvırır, sokar, büker, döşer, yağlar, ucundan tutar, geçirir, yatırır... Sanırım anladınız, listeyi uzatmanın manası yok. Beni çeviriden soğutan da Türkçe'de cinsel içerikli sözcüklere yüklediğimiz aşırı ataerkil ve kaba anlamlar oldu; hikaye kahve muhabbetine dönecekti. Yine de içimde uktedir hala. Ben yapamadım, belki siz yaparsınız (bu kelime oyunu nasıl?).
Görsel: Gothic, OctaviS'ten
Yves Buhar: Heyecan Veren Saat
Saatinizin kadranında 12 rakam olmasına rağmen yalnızca ikisini kullanıyorsunuz, diğer onu hiç bir işe yaramadan öylesine duruyor. Bu rahatsızlık verici durum bir tasarımcının da dikkatini çekmiş. O da çareyi yalnızca ihtiyaç duyduğunuz rakamları gösteren bir kronograf yaratmakta bulmuş.
Yves Buhar Vue saatinin hikayesi işte böyle; yalnızca şimdiki zamanı gösteren bir araç.
O olağanüstü dizaynı olmasa, belki de sonu çöplük olmuş bir çoğu gibi unutulanlar arasında yerini alacaktı. Bu mükemmellik örneğinin yalnızca bir kavram olduğunu sandıysanız yanıldınız, çünkü Seiko tarafından geliştiriliyor ve bu yıl içinde raflarda yerini alacak.
Yves Buhar Vue saatinin hikayesi işte böyle; yalnızca şimdiki zamanı gösteren bir araç.
O olağanüstü dizaynı olmasa, belki de sonu çöplük olmuş bir çoğu gibi unutulanlar arasında yerini alacaktı. Bu mükemmellik örneğinin yalnızca bir kavram olduğunu sandıysanız yanıldınız, çünkü Seiko tarafından geliştiriliyor ve bu yıl içinde raflarda yerini alacak.
Gönderen
Archiver
19 Mart 2010
19:57
ShinGETsu, P2P BBS
E-insanın cennetten kovulmasına sayılı günler kaldı. Mahşerin dört atlısı, din adamı, politikacı, tüccar üçlüsü ve sokaktaki vasat insan çemberi kapatmak üzere. Bu ve ileriki yazılarda, Yeni Yeryüzü'nde ihtiyaç duyacağınız programları tanıtacağım. Bana lazım olmaz demeyin ve bu seride çıkan bütün kayıtları favoriler, bookmarklar, beğenilenler ya da her neyse onun altında toplayın bir köşede dursun, kullanmayacak olsanız bile; zira, cennetten size ateşi çalacak bir Prometheus olmayabilir.
İlk sırada shinGETsu var. ShinGETsu, P2P (peer to peer) altyapısını kullanan bir BBS (ing.: Bulletin Board System) yazılımı; teknik jargonla söylersek internet relay bbs. Bir tür forum gibi düşünebilirsiniz. En önemli özelliği hosting şirketlerinden sunucu kiralanmasına gerek duymaması. Üç dört arkadaş bilgisayarlarınız yardımıyla, kablosuz ağınızın yettiği mesafede, ki bu mesafe ilginç başka yazılımlar sayesinde oldukça genişleyebilir, gerekirse herhangi bir internet hizmet sağlayıcıya gereksinim duymadan çalışabilme yeteneği olan bir program. Tabii ki hizmet sağlayıcı olmaksızın böyle bir sistemi nasıl kuracağınızı ayrıca inceleyeceğiz.
Gibson'un önceden tespit ettiği gibi, geleceği görmenin yolu Yunanistan'dan değil, Japonya'dan geçiyor; yeni Oracle orada. İhtiyaç duymamanız dileğiyle.
İlk sırada shinGETsu var. ShinGETsu, P2P (peer to peer) altyapısını kullanan bir BBS (ing.: Bulletin Board System) yazılımı; teknik jargonla söylersek internet relay bbs. Bir tür forum gibi düşünebilirsiniz. En önemli özelliği hosting şirketlerinden sunucu kiralanmasına gerek duymaması. Üç dört arkadaş bilgisayarlarınız yardımıyla, kablosuz ağınızın yettiği mesafede, ki bu mesafe ilginç başka yazılımlar sayesinde oldukça genişleyebilir, gerekirse herhangi bir internet hizmet sağlayıcıya gereksinim duymadan çalışabilme yeteneği olan bir program. Tabii ki hizmet sağlayıcı olmaksızın böyle bir sistemi nasıl kuracağınızı ayrıca inceleyeceğiz.
Gibson'un önceden tespit ettiği gibi, geleceği görmenin yolu Yunanistan'dan değil, Japonya'dan geçiyor; yeni Oracle orada. İhtiyaç duymamanız dileğiyle.
Popüler / Çok Tartışılan Yazılar
Beğendiğim Blogger Eklentileri (widgets) - I
Blogger yani Blogspot'da tuttuğunuz bir günlüğünüz varsa mutlaka öntanımlı olarak gelenlerin dışında eklentiler kullanmak isteyeceksiniz. Bunun için ilk durağınız tabii ki Blogger'in size göstereceği seçenekler olsa da, listelerde olmayan bir çok güzel widget mevcut.
Eğer tartışmanın yoğun olduğu, yani fazla yorum alan bir blog sahibiyseniz, tavsiyem İngilizce adıyla "Popular Posts," popüler / çok tartışılan yazılar eklentisi. Yaptığı iş basit: Yahoo Pipes altyapısının yardımıyla en fazla yorum yapılmış kayıtları yorum sayısıyla beraber size ve okurlarınıza gösteriyor. İzlemeniz gereken adımlar sırasıyla şöyle:
Blogger yani Blogspot'da tuttuğunuz bir günlüğünüz varsa mutlaka öntanımlı olarak gelenlerin dışında eklentiler kullanmak isteyeceksiniz. Bunun için ilk durağınız tabii ki Blogger'in size göstereceği seçenekler olsa da, listelerde olmayan bir çok güzel widget mevcut.
Eğer tartışmanın yoğun olduğu, yani fazla yorum alan bir blog sahibiyseniz, tavsiyem İngilizce adıyla "Popular Posts," popüler / çok tartışılan yazılar eklentisi. Yaptığı iş basit: Yahoo Pipes altyapısının yardımıyla en fazla yorum yapılmış kayıtları yorum sayısıyla beraber size ve okurlarınıza gösteriyor. İzlemeniz gereken adımlar sırasıyla şöyle:
- Yeni eklenti, "add widget" kutusuna tıklayın.
- Çıkan listeden HTML/Javascript türünü seçin.
- Gönlünüze göre bir başlık seçin; örneğin "Çok Tartışılanlar" (ya da daha yaratıcı olun; "sıcak sıcak" veya "ses getirenler" gibi).
- Kod kısmı için aşağıdaki bölümü kopyalayıp yapıştırın:
<script type="text/javascript">
function pipeCallback(obj) {
document.write('<ul style="text-transform: capitalize;">');
var i;
for (i = 0; i < obj.count ; i++) { var href = "'" + obj.value.items[i].link + "'"; var item = "<li>" + "<a href=" + href + ">" + obj.value.items[i].title + "</a> </li>"; document.write(item); } document.write('</ul>'); } </script> <script src="http://pipes.yahoo.com/pipes/pipe.run?_render=json&_callback=pipeCallback&_id=a7d3195528df5e96181a3d2712266226&url=http%3A%2F%2Fbenimguzelblogum.blogspot.com&num=5" type="text/javascript"> </script>
- Blog adresini düzeltin.
- Beşten fazla/az kaydın gözükmesini istiyorsanız, kodda num=5 yerine farklı bir sayı yazın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




